
Sisli bir dağın arkasındaki kurttan korkuyorum.
Kendisi yok, görmedim,
Vahşetini duydum sadece.
Korkuya kapıldım kapadım kapımı, penceremi.
Azgın dişlerine inandığım bir masal mı yoksa?
Gerçeğin gerçek yüzünü sorgulamadım hiç
Tek hissettiğim,
Narin etimde beni acıtacak dişlerin korkusuydu.
Sustum.
Duymamaya çalıştım kurt ulumalarını.
Duyumlarımı da kilitledim, beynimi de.
Doğruluk bu mu acaba?
İnanarak birilerine kabullenmek miydi korkuları?
Oysa sorgulamalıydım
Eminim daha az korkardım tanısaydım düşmanımı.
Belki de bir masaldı ve kandırdılar beni,
Belki de asıl kurt beni kandıranlardı.
Korkum içimde kalkınca şaha anladım.
Neresinde durmalıyım gerçeğin?
Ve anladığım şey dalmaktı ta içine.
Çünkü ben onu boğmazsam,
O beni hayvanlaştırıp, vahşileştirecekti.
İşte o zaman başladım düşünmeye,
Hayatın zevki ve tatmini buydu.
Öldürmüştüm artık azgın dişli hayvanı.
Ve şimdi,
O hayvan leşi üzerinde yükselen bin insan görüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder